Yeni bir süreç kapıda…

CHP İstanbul milletvekili Gürsel TEKİN gündeme dair önemli analizlerde bulundu. Sisteme dair eleştirileri ve geleceğe dair öngörülerini sıralayan Gürsel TEKİN, Türkiye yeni bir sürece gidiyor dedi…

ABDULLAH AĞIRKAN: Cezaları onanan ancak Anayasa mahkemesinde dosyaları henüz karara bağlanmamış olan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ile HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğlu ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in Milletvekilliği düşürüldü. Öncelikle bu konu ile ilgili düşüncelerinizi almak isterim.

GÜRSEL TEKİN: Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo çok açık. AKP demokrasiye, demokrasinin temel ilkelerine savaş açmış durumda. Elinizdeki iktidar gücüyle yargıyı kontrol edeceksiniz, partizan bir yargı mekanizması kuracaksınız, sonra buradan bir insana dava açacaksınız, yargılayıp, hüküm vereceksiniz, ondan sonra da onu hapse atacaksınız. AKP Türkiye’ye 21’inci yüzyılda engizisyon mahkemelerini reva görüyor. Yetmeyecek, Anayasa Mahkemesi bu konuda farklı bir karar verecek. O karara da uymayacaksınız. Saray talimatıyla da milletin seçilmiş vekillerinin yetkilerini elinden alacaksınız. Yani millet vekillerini seçiyor, Saray da burada adeta bir vesayet kuruyor. Böyle bir yetkisi de yok. Sonuçta yürütme organı yasama ve yargıya öyle bir baskı kuruyor ki Türkiye’nin temel kurumları çalışamaz hale geliyor. AKP’nin Türkiye’yi sıkıştırmaya çalıştığı gömlek firavun rejimi gibi bir rejim. Memleketi Ramses gibi yönetmek istiyorlar. Tarihimize aykırı bir sistem dayatıyorlar. Bu proje tutmaz. İlk seçimde göreceksiniz AKP sandığa gömülecek, Türkiye 21’inci yüzyıla yeni bir başlangıç yapacak.

ABDULLAH AĞIRKAN:  Sayın Enis Berberoğlu’nun Milletvekilliği Anayasa Mahkemesinin inceleme süreci devam etmesine rağmen düşürüldü ve yakalama kararı çıkartıldı ve bu kararın ardından Sayın Berberoğlu gözaltına alındı alınan bu karar ile ilgili düşünceleriniz neler?

GÜRSEL TEKİN:  Bir kere çok açık şekilde hukuksuzdur. İkincisi gene çok açık bir şekilde kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Atanmış bir memurun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın, talebiyle koca Meclis bir üyesinin millet tarafından verilen haklarını elinden aldı. Üçüncüsü, Anayasal düzene aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararları apaçık ortadayken ve Anayasa Mahkemesi süreci hala incelemeye devam ederken, bunu yapmak “Ben Anayasa Mahkemesi’ni de, yargı organlarını da tanımıyorum” demektir. Bu çağda konuştuğumuz konular gerçekten çok acı. 2020 yılında kendisini yargının, hukukun üstünde sayan bir anlayış ile karşı karşıyayız. Ne oluyor? Bunun bedelini millet ödüyor.  Bu ülkede yargı yoktur, hukuk yoktur, can ve mal güvenliği yoktur düşüncesi tüm dünyada yerleştiği için girişimciler Türkiye’den kaçıyor, ülkeye yatırım gelmiyor, işsizlik büyüyor, fakirlik artıyor. Bunu yaşamak zorunda değiliz. Demokrasi varsa hukukun üstünlüğü var, hukukun üstünlüğü varsa bereket var. AKP Türkiye’den bereketi çaldı. İlk seçimde özgürlük ve bereket bu ülkeye yeniden gelecek.

ABDULLAH AĞIRKAN:  CHP Genel merkezin bu süreçteki tutumu nasıl olacak, bu süreçte itirazlar olacak mı?

GÜRSEL TEKİN:  CHP tüm kadrolarıyla demokrasi ve özgürlük mücadelesi veriyor. Genel merkezimiz de yapılan değerlendirmeler sonucunda gereken adımları atıyor. Sayın Enis Berberoğlu çok güzel bir şey söyledi. Demokrasi mücadelesinde bedel ödemek gerekirse önce CHPliler öder. Geçmişte böyle olmuştur, bugün de böyle. Biz bedel ödemekten kaçmayız. Ben bugün farklı bir dinamik görüyorum. Milletimiz bu işlerden sıkılmış durumda. Millet hukukun paspas edilmesinden, akşam verdikleri kararı sabah bozan yönetim anlayışından, bir öyle bir böyle konuşan Saray temsilcilerinden, “Rabbena hep bana” zihniyetinden, “haram helal ver Allah’ım garip kulun yer Allah’ım” anlayışından yaka silkiyor. Milletin derdi büyük. Millet evine ekmek götürmenin, çoluğuna çocuğuna harçlık vermenin derdinde. Her 4 gençten biri işsiz. Mutfakta tencere kaynamıyor. Orası burası çokomelli sunumlar da milletin karnını doyurmuyor. Şimdi ekmek ve hürriyet mücadelesinin önder gücü CHP’dir. Ne yapacağız? Geniş bir toplumsal koalisyon ile, bozulanı onaracağız, kırılan kalpleri iyileştireceğiz, elele vereceğiz, yeniden toplumsal bir sözleşme kuracağız. Herkes birbirinin hakkına saygı gösterecek. Yargı esas konumuna geri dönecek. Hukukun üstünlüğü tesis edilecek. Demokratik kurumlar işleyecek. Tekçi anlayış bitecek. Çok seslilik geri gelecek. Herkes kimliğiyle, inancıyla özgür ve mutlu bir şekilde yaşayacak. Bunu yaptığımız anda göreceksiniz Türkiye adeta turbo motor takacak. Başka şeyler tartışacağız. Biyoenerji, yapay zeka, bilişim, bilim, üretim bu alanlarda rekabet etmenin heyecanını yaşayacağız. Bunu yapacak gücümüz var mı? Var. Bunu yapacak insanımız var mı? Bakın dünyanın en iyi üniversitelerinde pırıl pırıl gençlerimiz büyük başarılara imza atıyor. İnsanımız da var. Bunu yapacak kaynak var mı? O da var. Yandaşlara giden kaynakları millete verin, bizim halkımız Türkiye’yi uçurur. O yüzden biz şu an bitmekte olan bir filme bakıyoruz. 2002’de filme “3Y ile mücadele” diye başladılar. Yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk kalmayacak dediler. Filmin sonunda yasakçılığın, yolsuzluğun, yoksulluğun daniskasını yaşattılar. Kendi Genel Başkanı’nı sansürleyen, Başbakan, Başbakan Yardımcılığı yapmış insanlara medya ambargosu koyan, Cumhurbaşkanı adayını tutuklayan bir hale geldiler. Elbette bunun faturası çıkacak. Millet 31 Mart’ta bir uyarı verdi. 23 Haziran’da sandığa gömdü. İlk seçimde haydi evine diyecek, yepyeni bir dönem başlayacak.

Bu Haberi Paylaşın;

Hakkında; ÜLKEDE GÜNDEM

Tüm yazıları; ÜLKEDE GÜNDEM →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir