Parti Kongreleri ve Niteliksizliğin derin boşluğu

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı abdullah-ağırkan.jpg
Abdullah AĞIRKAN

Siyasetin en başlıca sorunu günümüzde nitelik yoksunluğudur. CHP 100 Yıllık bir siyasal hareket olarak en fazla nitelik üretmesi gereken yapı olması gerekirken, en fazla niteliksiz kadro barındıran partidir ne yazık ki.

İlçe yapılanmaları, il yapılanması gençlik, kadın kolları ve diğer meclis ayaklarıyla değerlendirildiği takdirde “affedin ama vasatlık düzeyinde topluluklarla karşılaşırsınız.” Kuşkusuz bunun sebebi nitelikli insanların var olmadığından değil aslında, sorun kongreler sürecindeki delegasyon pazarlıkları ve sadece kazanma eksenli bakışın yarattığı derin siyasal niteliksizlerin tezahüründen ibaret olmasındandır.

Yani süreçlerin merkezinde olan şey toplam olarak nedir? Yönetmek!

Kiminle yönetmek?

Siyasal tezi-ideali olmayan –partisinin programını dahi okumamış insanlarla yönetmek ülkeyi? Bırakın ideolojik tezler sunmak, yazmak vb ülkesinin ekonomi-politik durumu, partisinin tezi nedir-i dahi fark etmeyen bir yönetim toplululuğu…

Ve bu partinin – bu kadrolarla yönetim aygıtına talip oluşunu hayal edin? Açıkçası siyaset iflas etmiş çelişkiler içinde…

Türkiye toplumu “Basından –sanata –siyasetten-ticarete tüm yönleriyle çürümüş leşlerle dolu.”

Bir fırtına çıkmalı ve yıkmalı tüm eskimiş levhaları, süpürmeli bu leşleri uzağa doğru. Yeni bir erdem ve ahlak yasası üstünde yükselmeli siyaset.

Uzun yıllar evvel genç söylev dergisi CHP Genel Merkezinin çıkardığı bir teorik dergiydi ve bende yazma fırtsa bulan biri olarak şunu ifade etmiştim o dönem, siyaset bir idealler dünyasına inanmaktan geçer.

Yani bir idealiniz olmalı siyasal olarak…

Ne yazık ki bu tez… Bu gün sadece koltuk kapmaya indirgendi.

Gençlik kollarındaki kişi dahi siyasal ayak oyunları öğrenerek hedefe ulaşacağına inanıyor ve Emeğin, özgülüğün, mücadelenin tezi lügatin da yok. Toplam bir yozlaşma sürecinden yeni bir başlangıç bekliyor partiler oysa oyuncular hep aynı…

Mustafa Kemalin yoksulluk dolu yaşamında verdiği derin mücadele ekseni neydi? Bir ideale inanmaktı! Öyle ki bunun için idam edilmek dahi vardı sonunda… Onca savaş ve yıkıma rağmen 10 bin kitap okumuş bir adamın derin idealine sadakatini düşünün…

Ve bu gün yönetenlerin, yönetmeye talip olanların derin niteliksizliğine göz atın (hepsi öyle değil ama çoğunluğa bakarsanız ağırlık orada.)

 Siyaset bir ideale inanmaktır…

Bu Haberi Paylaşın;

Hakkında; ÜLKEDE GÜNDEM

Tüm yazıları; ÜLKEDE GÜNDEM →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir